‘Öylesine yazılar, denemeler, makaleler, haykırışlar’ ile ilgili yazılar



4
May

Neden bana azıcık ilgi gösteren her kadına aşık oluyorum?

Neden bana azıcık ilgi gösteren her kadına aşık oluyorum?İlk defa Eternal Sunshine of the Spotless Mind filminde duyduğum ve öncesinde de çokça düşündüğüm bir söz. Jim Carrey’in izlediğim 2. komedi ağırlıksız filmi bu arada. İlki, I Love Yout Philip Morris‘ti.

Kızlarla çok haşır neşir olan biri değilim, dürüst olmak gerekirse tüm kızlar için istemem yan cebime koy şeklinde düşünüyorum. Olsa da olurlar olmasa da. Ancak, biri bana ilgi gösterince her şey değişiyor. Nasıl mı? Örneğin her zaman ki gibi kitabımı okurum, web sitelerime yazı yazarım ancak bir kız benimle biraz konuşsun ve samimi davransın. Onu aklımdan atamam. Tabii kız tip olarak iğrenç değilse. Günlük işlerimi yapamaz olurum, bırakırım sınavlara çalışmayı olayları aklımda büyütürüm. Nitekim hayatımda, bu yüzden sıktığım çok kız vardır…

Peki bu neden oluyor? Aklıma sadece yalnızlık geliyor. Ama ben yalnız değilim ki? Ailem yanımda, kankalarımla her gün konuşuyorum. Ancak kankalarımın kız olmayışı bu olaya sebep oluyor olmalı. Demek istediğim, samimi olarak sürekli konuştuğum bir kız yok, olmasın da zaten, çünkü bir yerden sonra kızlara hayattan ve diğer şeylerden yakınmaya başlıyorum. Bu blogu da tüm bu yakınmalarımı yazmak ve bunlarla başkalarını sıkmamak için açmıştım zaten.

İnsanlara, özellikle kadın insanlara çok çabuk güvenir ve bağlanırım. Bu benim karakterim ve bu yüzden çok çektim. Çok düş kırıklığı yaşadım. Her seferinde “o zaman durduk yere neden bana yakın davrandı ki?” diye sorgularım kendimi. En sonunda karar verdim, ne kadar “acı” çektirse de, ne kadar zor olsa da her zaman yaptığım gibi, koşulsuz güvenmeye devam edeceğim. Çünkü ben buyum. Ancak bu yazıyı yazdıktan sonra değişirsem o başka tabii.

15
Nis

Neden online oyun bağımlısıyım?

Evet, neden insanlar bir söze başlarken “evet” der ki? Neyse konumuz bu değil. Bu yazıyı kendi hayatımdan anılarla renklendirdim. Kişisel bir çözümleme.

En baştan başlayalım: Neden online oyun oynarız?

İnsanlar yüzyıllardan beridir vakit geçirmek, kafa dağıtmak, arkadaşlarıyla bir şey yapmış olmak, okuldan kaçınca yapacak bir şey bulamamak, gerçek hayatın sıkıcı gelmesi gibi pek çok sebeple oyunlara yönelmiştir. Tabii bunlar genel olarak “oyun”lar için geçerli. Benim merak ettiğim: Online Oyunlar.

Şu lanet oyunları ya sırf arkadaşlarımız oynuyor diye oynarız ya da yalnızlığımızı gidermek için. Başka seçenek göremiyorum. Ben yalnızlar grubundanım. Aslında online oyunlar benim için yararlı oldu bile denebilir. Çünkü web dünyasına adım atmamın sebebi yine bir online oyundu.

İlk oynadığım online oyun Knight Online. Abim sayesinde tanıştığım aşırı vakit kaybı bir para tuzağı olan bu oyunu aralıklarla 5 seneden fazla oynadım. Oyuna para yatırmadan oyunda başarılı olma şansınız %1 bile değil. O da zekiyseniz. Zeki insan neden oyun oynasın ki? Becerikli diyelim.

İlk yıllarda sadece karakterimi seviye atlatıyor, canavarları bıcaklarla doğruyor bu sayede kendimi tatmin ediyordum. Daha sonraları diğer oyunculara karşı oynamaya başladım. Onlarla savaşıp gerçek dünyada olduğumdan daha “saygın” bir karaktere bürünüyordum oyunda. İnsanların benden korkması veya savaş filmlerindeki gibi yoldaşlarımla omuz omuza savaşmak bana ayrı bir şevk veriyordu. İşte bu!

Neden online oyun bağımlısıyım?Bir insan neden kitap okur ya da film izler? Çünkü kendini oradaki karakterin yerine koyarak gerçek hayatta yapamayacağı bir sürü olağanüstülükle kendini bir “süper kahraman” yapar. İşte, insanlar da bu yüzden oyun oynuyor. Ben X filmini hatırlıyorum. Filmde otistik bir gencin hayatını oynadığı oyuna uyarlaması ve yaşayışında ezik olduğu kadar oyunda üstün olduğunu anlatıyor. Dikkat ettiğim nokta, çocuk gerçek hayatta ne kadar itilip kakılıyor, sevgisizleşiyor, yalnızlaşıyorsa oyunda aksine güçleniyor ve öfkesini oynadığı oyunda yaşıyor. Öyle bir hâl ki, gerçek hayatta oyun efektleriyle yaşıyor.

Ben? Ben de ondan farklı değildim. Kendimi yüceltmek ya da farklı göstermek istemiyorum ancak ben, programlamaya duyduğum ilgi neticesinde oyundan çok oyunun hilesini yaptım. İnternette forumları gece gündüz dolaşarak oyuna özel bir hack programı geliştirdim. Bu sayede web dünyasına adım attım. Nasıl mı? O sıralar bir hack forumunda moderatörken tanıştığım biri beni kendi sitesine davet etti. Kabul ettim. Site yürümedi, kapatalım dedi. Ben de bana bırak, dedim. Hevesim vardı benim web maceram daha öncelere dayanır ya onu da başka bir yazıda anlatırım, ilgim programlamadan “webmaster”lığa kaymıştı. Tamam, dedi ne kaybedicekti ki? Bir ay geçti, iki ay geçti sayaç koymamıştım siteye hatta reklam veya para kazanmak kelimeleri aklımın ucundan geçmiyordu. Bana hadi deneyelim bir günlük, dedi ve bir baktık günlük 8 bin tekil hiti oan bir web sitem varmış. Sitenin adı: yuhoha.com başka biri almadıysa şu anda kapalı.

Konuyu şöyle bir özetlersek, insanlar genç yaşta online oyun oynarlar çünkü yalnızdırlar veya gerçek hayatta yeteri kadar başarılı değillerdir. Ancak bu oyunlara kötü e-eh şeklinde de bakmamak gerekir. Oyunlarda olan grup sistemi, savaşlar vb. pek çok aktivite çocukları dayanışma konusunda geliştirebilir. Oyun oyamak yerine hikaye yazabilir, resim çizebiliriz ancak bunlar günümüz teknolojisinin gerisinde kalmış şeyler. İnsanlar hız istiyor, yüzlerce sayfa romanın yaşatacağı şeyi bir film 90 dakikada yaşatabiliyor. Bir online oyun ise o 90 dakikanın baş karakteri olmanızı sağlıyor. Düşünün! Romanlar insanların hayal kurmalarını sağlayan ve insanın kafasını çalıştıran, onu düşünmeye iten en önemli araç. Film de insanın düşünmesini sağlıyor ancak hayal gücünü devre dışı bırakyor. Ve bizim online oyunlarımız… Onlar ise hem düşünmeyi hem de hayal gücünü devre dışı bırakıyor. Özetin kısası, ot beyinli olmaktan öteye gidemiyoruz!

21
Mar

251 bin dev öğrenci projesi- pardon kazığı!

Manisa valiliğinin bu öğretim yılında başlattığı projedir. Proje, öğrencilerin tüm yönleriyle gelişimleri desteklemeyi hedefliyor sözde. Kitap dağıtıyorlar, Manisa’yı tanıtan karpostallar dağıtıyorlar, bildiğin polyanna tadında bir proje gibi geliyor insanın kulağına…

Ama ne var ki, isterseniz “komplo teoricisi” deyin, isterseniz başka bir şey, valilik bunu kasasına para doldurmak için yapıyor. Çok ağır bir itham ancak, dikkatlice düşününce ve bugün karşılaştığım olay sonucunda bu kanıya vardım.

Olay şu, müdür konuşmasında 251 bin dev öğrenci projesi kapsamında 251 bin öğrenciye karpostal ve kitap satılacağını, bunu almamak gibi bir lüksümüzün de olmayacağını söyledi. Yuh artık, pes!

Vali, uzun zamandır ilk defa bir proje yapıyorsun tamam ama bu kitaplardan niye para alıyorsun be adam! Adını sanını duymadığım insanların kitaplarını gelmiş önüme koymuşlar. “Kendi kutup yıldızını bul” bulmuyorum kardeşim! istemiyorum.

Bir de işlerini iyi yapıyor bu vali, 18 Mart Şehitleri Anma gününden sonra, Sarıkamış ve Çanakkale üzerine iki yeni kitap bastırmış, satıyor bize. Kitaplar ve yazarları şöyle: “Karlara Gömülen Tarih – Sarıkamış” Ali Ulurabsa, “Çanakkale… Ah! Çanakkale” Aydın Ayhan. Kitapların fiyatı 5 lira.

Sizler kimsiniz be! Tanımıyorum ben bu yazarları, bilmiyorum bu kitapları. Böyle özel bir günü bile ticari bir malzeme yapan valiyi de, buna karşı çıkmayan lise müdürünü de kınıyorum. Tamam 5 lira gözünüze az gözükebilir, ama bu parayla gidip M. Akif Ersoy’un şiirlerinden bir derlemeyi ya da “120″ filminin CD’sini alabilirsiniz.

Küçük bir matematik hesabı:

251 bin dev öğrenci x (5 Lira “Çanakkale ve Sarıkamış kitapları” + 5 Lira “Kendi kutup yıldızını bul” + 0,75 “karpostallar”) = 2,698,250,00 Türk Lirası.

Ehem- hadi hepinime “geçmiş” olsun!

Valilik Geçirmeye Devam Ediyor!

Konser organize etti bizim vali.İşte internet üzerinden oylama ve saire. Derken sonunda 10 Liraya biletleri satmaya başladılar. Bizim okula 200 bilet göndermişler, ancak 37 tane satılmış. Baktılar ellerinde kalıcak, yarı yarıya düşürdüler bilet fiyatlarını. Yine ellerinde kalmış olacak ki, en son okuldaki herkes iki lira getirsin! diye duyuru yaptılar. Okul, valiliğin kararına uymak zorunda ama, burada yazdığımı okuyan birileri varsa, diyorum ki: Bu işe dur demenin vakti gelmedi mi?

13
Mar

İşbank havale ücreti 4 lira olmuş…

Benim bildiğim bankalar, vadeli hesaba para yatıran kişinin vadesi dolana kadar bu parayı bir başkasına kredi olarak vermesiyle para kazanır. Ama günümüz bankaları en ufak bir işleme dahi para olur olmuşlar haberim yok!

Tabii bu zamana kadar bankalara işim düşmezdi. Öğrenciyim, ancak bursumu almak için kullanırdım bankayı. Ancak geçenlerde hadi internetten kitap alayım dedim. Her zaman olduğu gibi kitapyurdu’na girdim. Siparişimi oluşturdum. Bankaya gittim. Parayı yolladım. Makbuzu elime alınca fark ettim ki, 4 Türk Lirası havale bedeli kesmiş. Yuh! İnsan mısınız kardeşim siz? Ben kaç para gönderdim ki, siz o kadar kesiyorsunuz! Bankalar azıtmış kardeşim, yok ondan kes, yok bundan kes derken zengin oldu bu bankalar. Bir dur demek lazım.

Sonuçta o 4 lira bana girdi. Mevla az olabilir ancak günde yüz bin havale gerçekleşse, bankanın kazancı 400.000 Türk Lirası. Miss…

(Bu yazıda viral reklam yoktur, viral haykırış vardır!)

25
Şub

Muck dizisi bitti mi?

Muck dizisi bitti mi?
Malesef arkadaşlar, M.U.C.K. dizisi bitti. İlk bölümlerde istenen başarıyı elde edemeyen dizi dokuzuncu bölümünde ekranlara veda etti. Sinan Çetin’in en iddaalı yapımı olarak kabul edilen dizide çatırdamalar daha ilk bölümlerden başlamıştı. İlk bölümlerde istenen başarı sağlanamadı ve iki önemli başrol kadrodan çıkarılarak yerlerine aceleyle başkaları bulundu. Sinan Çetin ayrıca senaristleri de değiştirdi. Ancak adam ne yaptıysa nafile, tutmıycağı varmış. Click to continue…

18
Şub

Kraliyet Ailesinde Beden Dili

Kraliyet Ailesinde Beden Dili

Bunca zamandır TRT-2′nin hızlı haber akışını işitme engelli vatandaşlarımız için beden diline çevrildiği için gururla karşılamıştım. Okan Bayülgen’i de izlerim ara sıra. Farklı bir adam, “adam hayatını yaşıyor abi!” dedikerimden. Şu sıralar tv8′de haftanın beş günü yayın yapan Okan Bayülgen bundan böyle Kraliyet Ailesi programlarında sürekli beden dili çevirmeni ile yayın yapacak.

Program yayınlanırken ekranın -izlerken- sağ alt köşesinde hafif tombul bir ablamız tarafından konuşulan her şey ve söylenen şarkıların sözleri beden diline çevriliyor. Çok tatlı bu ablamıza kolaylıklar diliyorum zira Okan Bayülgen’in arada bir hızlı çıkışlarını çevirirken bir hayli zorlanacak. Geçtiğimiz Medya Kralı programında konuşmaların hızına yetişemeyen çevirmenimizin durumunu fark eden Okan Bayülgen, mola vermişti. Click to continue…

12
Şub

Blogspot (Blogger) domain yönlendirme

Blogspot (Blogger) domain yönlendirmeKarşılaştığım host problemleri nedeniyle açtığım son iki siteyi (karikatürsitesi ve +18 karikatürler) blogger üzerinden açtım. Blogger’ı alan adına yönlendirme sandığımdan çok daha zormuş. Çünkü alan adınız Google’ın desteklediği (ihs, ixir gibi) şirketlerden alınmadıysa dnspark ile işlem yapmak zorundayız. Şu an bildiğim tek alternatif bu, sizin başka önerileriniz varsa yorum olarak belirtebilirsiniz. Neyse konumuza dönelim; Click to continue…

Celadon theme for işkence look at me google ;) işkence harita Bi de resim haritam var, tabii bakmak istersen :)